7.5.11

sabri-sama vs ankara havası. round 3

kış mevsimidir, soğuktur dedik ufak tefek öksürüklerle atlattık. mart ayı geldi, ankara son yıllardaki en yoğun kar yağışını gördü. başta küfür de etsek eyvallah dedik. sonra bahar geldi (diyorlar) havalar değişip duruyor. işte sabri-sama'nın 3. round hikayesi.

7 mayıs sabahı çarşı iznine gitmek için hazırlanan sabri-sama, dışarı çıkar çıkmaz küfür basar "yuh a.k kar yağıyo!" güvenilir bir arkadaşından aldığı hava raporuna göre hava bugün güzel olacakmış, bu yüzden parka giyilmemiştir, serin olur diye kapüşonlu bir sweatshirt yeterli görüşmüştür.
sabri-sama'nın kıçı donmuştur, ama bu sefer bu havaya meydan okumaya karar verdiği için geri dönüp kalın birşeyler almamaya karar vermiştir.
son iki round'da aldığı hafif sıyrıklar, ellerin ve suratın kapkara olması ve ses kısılmasından ders çıkaran sabri-sama bu round'dan galip ayrılmak istiyor. lütfen desteğinizi esirgemeyin.

son 9 gün kala hala bu soğukta nöbete de gidiyor kendisi ama "kaç gün daha?" diyerek dayanıyor var gücüyle.

13.2.11

çarşı..

sadece haftada bir çıkıldığı için hiçbir şeye karşı olmayan bir çarşı türü olan askerin çarşı izni, insanın en ufak şeylerle bile mutlu olabileceğini gösterir bazen.
sabah yapılan kahvaltı, akabinde gidilen internet cafe, sabahın köründe uyanık arkadaş bulunamadığı için kimseyle muhabbet edemiyor olmak ama yine keyfin yerinde olması, sonra vakit geçirip nizamiye kapısına geri dönüş.
askerlik ile ilgili öğrenmiş olduğum birşey varsa o da sabretmek ve aza kanaat etmektir.

ayrıca not: "sen çok rahat askerlik yaparsın, zaten kısa dönemsin, seni yazıcı yaparlar kesin." diyen arkadaşlara buradan sesleniyorum : bsg lütfen!

23.11.10

kuçu

herkesin hem sevip hem de korktuğu şeyler vardır bence. veya ben bu garip hislerimi haklı çıkarmaya çalıştığım için öyle düşünüyorum. sebebi her ne ise durum ortada. köpeklerden korkuyorum ben!
eskiden durum daha feciydi, sadece korkardım ve köpeklerin korkuyu sezip korkan insanlara daha çok saldırdığını sanıyor olmam korkumu kümülatif bir şekilde arttırıyordu. buna inandığımı söylediğimde bir arkadaşımın bsg demesi üzerine kendime geldim ve köpekleri sevmeye başladım. ama hala korkuyorum.

olay 1.
yer: moda sahili
çimlerde uzanmış mutlu bir şekilde otururken fatuş insanının "köpek geliyo" demesi üzerine arkasına dönen sabri sama, kendisinden yarım metre uzaklıkta bulunan ve ağzından sular damlayan bir buldog görmüş ve yerinden sıçramıştır. Dalga geçilmeyi ve gülüşmeleri geçişitirdikten sonra köpeğe tekrar bakınca sevimli bulduğunu düşünmüş ama konu tekrar açılmasın diye bunu dile getirmemişti.

olay 2.
yer: bursa, bizim mahalle
önceleri görüp "ne sevimli köpekmiş" dediği siyah bir sokak köpeğinin bir akşam vakti havlayarak üstüne koşması üzerine aynı yolu geri dönmüş ve yolunu uzatmaya, köpeğin etrafından dolaşmaya karar vermiştir. sonra köpeğin olduğu yere doğru giden iki kişinin peşine takılmış ve durumu kurtarmıştır.

olay 3.
yer: bursa, mudanya
yine fatuş ile gezilmektedir ve arkada bulunan bir köpeğin havlaması üzerine, sabri-sama "lan" diyerek sıçramıştır ve yine kendisiyle dalga geçilmiştir.

bunlar ve benzeri birçok olay yaşamış ve benzerlerini tekrar yaşayacağımdan eminim.


bu ilkokul kompozisyonu şeklinde bitirdiğim yazıyı köpeklerden korktuğum için benle dalga geçen arkadaşlarıma hediye ediyorum. sevgiler.

8.11.10

iyi ki...

"İlk tanıştığımızda sana uyuz olmuştum" diyen insanlarla çok karşılaşmış olan ben, bana aynı şeyi söylemiş olan birine özel bir yazı yazacağımı hiç düşünmemiştim. Niye uyuz olmuştun ki? Naptım ben yani?... Gerçi herhangi birine özel yazı da yazmazdım ama konumuz bu değil. Şu an bütün tabuları yıkıp, hatta kadere meydan okuyup bu yazıyı yazıyorum.

Bu kadar uzun zamandır kendisini tanıyor olmama rağmen, birlikte daha fazla vakit geçirebilme şansımız varken benim boş işler peşinde koşmuş olmam beni utandırıyor açıkçası. Çok da büyük olmayan okuyucu kitlemden beni kınamasını istiyorum (zira 5 ya da 6 kişi, muhtemelen farklı zamanlarda bunu yaparsa çok fazla koymaz).

Tatlı manyağı, saf, sevecen, mesleki deformasyona uğramış, herşeyden az da olsa anlayan, feminist, en az 2 dil bilen, esnek çalışma saatlerine uyumlu, prezentabl... (artık saçmalamaya başladığını anlayan sabri-sama kısa kesmek zorundadır).

Her gördüğümde yanaklarını defalarca sıktığım, sevimli insancık, şekercik, iyi ki doğdun. Sen ne idda edersen et, gerçek yaşını biliyorum ehe ehe.

20.9.10

milli

bu yazı kısmen gizem'e adanmıştır, saygılar.

"öncelikle belirteyim, bu yazıyı yaz okulundayken ve sınıf bomboşken can sıkıntısından yazmıştım. e tabi can sıkıntısından yazıyorsun, başka neden olsun ki?"

dersin tekrar başlamasına 10 dakika kala, ilk defa dışarıda kağıt üzerinde blog'uma yazdığım deneme yazısı bu. bir nevi milli olma duygusu. şehvet gibi şeyler yok sadece.
Bugün tekrar etrafıma baktım ve tekrar "çok değişmiş lan burası" dedim. buralar cidden (el kol hareketi) bööyle bostanlıktı, kuşlar öterdi falan. deve bile gördük zamanında. acaba 10 yıl sonra burayı tekrar ziyaret ettiğimde uçan arabalar görebilecek miyim?(dalga geçmiyorum, 2 senede bu kadar değiştiğine göre neden olmasın?
okul uzadıkça tanıdığım insan sayısı azalıyor. saçma sapan tipler dolanıyor. amele kaynıyor, evet.
not: etrafımda insan olunca yazı yazma kabiliyetimi yitiriyorum.
not 2: Lady Gaga'nın şarkıları iyi, hatunun garip bir güzelliği var. ama çirkin. yok lan beğeniyorum ben.
not 3: Ladı Gaga'yı her gün düzenli olarak övüyorum. aşırıya kaçmıyorum ama.
not 4: bu yazıyı yazdığımda başka bir not vardı, gereksiz gördüğüm için yazmıyorum.

bu arada, zatracenie lehçe bir kelime olup cehennem azabı anlamına gelmekteymiş.

4.9.10

ramazan ayı bütün bereketiyle gelmiş, pidesiz günler geçmez olmuş ve iftara dakikalar kala insanlar açlıktan ne yapacağını şaşırmış.
son 6-7 senedir tuttuğu toplam oruç sayısı 5-6 olan sabri-sama da bugün o aç tayfaya katılmıştır ve heyecanla iftarı beklemektedir.

iftar zamanı yenen yemeğin bir nevi mental mastürbasyon olduğunu iddia edenler var, çünkü oruçlu bünye onlarca yemeği önünde görünce aşk ile önündekine saldırır ve yemek sonrası yakılan sigara vardır ki mastürbasyonun son evresi ve amacı olan orgazm gibi gelir. yemek sonrası sigarası içmek için yemek yiyen bünyeleridüşünecek olursak bence gayet mantıklı.

ve buradan ramazan ayının ve oruç tutmanın anlam ve önemini anlamış oluyoruz.
sigara içmeyenlerin oruç tutmasına gerek yok.
hadi dağılın şimdi!

25.8.10

sıcak

beynim eriyorağpüğaldfçakndföms adn f.asdm aldkf sdf açjdnf mas..
ajsndfmddfadf. .. asdfanıwouı ı3393209 *0
...

beynim eridi, ben öldüm...